Otizmde senaryolama nedir?

Bir kişi daktiloda bir senaryo yazıyor.
Bir kişi daktiloda bir senaryo yazıyor.
Ron Lach adlı kişinin Pexels‘daki fotoğrafı

Otizm konusunda araştırma yapan birçok kişi “scripting” terimine denk gelmiştir. “Scripting” veya bizim çevireceğimiz şekilde “senaryolama” otistik kişilerin sıklıkla maskeleme yapmak için kullandıkları bir taktiktir. 

Senaryolama yapan kişi çevresindeki insanların konuşmalarını dinler, dizilerdeki ve filmlerdeki diyaloglara dikkat eder ve öğrendiklerine göre iletişim kurmaya çalışır.

Mesela: Bir filmde kısa sohbet yapan bir kişinin havadan bahsettiğini gören bir otistik, her sohbet başlatması gerektiği zaman havadan bahsedebilir.

Senaryolama denilen süreç genelde çok zaman alan ve çok pratik yapılan bir süreçtir ve çoğu otistik insan bunu bilinçsiz bir şekilde yapmaya başlar. Bazı otistik kişiler ise kendi iletişim şekillerinin kabul görmediğini fark ettiği için daha bilinçli bir şekilde oturup senaryolama yapmaya karar verebilir. 

Senaryolama hakkında duyan bir kişi bunu nörotipiklerin sosyalleşmek için belirli kurallara uymasıyla karıştırabilir. Bu iki durum birbirinden çok farklı ve ayrımı önemli durumlardır. Bu iki kavramın birbirinden ayrılabilmesi için birkaç madde ile detaylı bir şekilde senaryolamanın ne demek olduğunu açıklamaya çalışacağım.

1- Senaryolama yapan kişi çevresindeki iletişim biçimlerini taklit eder

Senaryolama yapan kişi sıklıkla çevresindeki kişileri çok dikkatle izler ve onları taklit ederek konuşmaya çalışır. Bu taklit kimi zaman “uygunsuz” yerde yapıldığı zaman daha kolay şekilde fark edilebilir. Fakat senaryolama konusunda uzmanlaşmış bir otistik sürekli senaryolama yapıp bunu fark edilmemesini de sağlayabilir.

Örnek: Otistik bir kişi çevresine bakarak insanların sohbet etmek için havadan bahsettiğini anlarsa o da havadan bahsetmeye başlayabilir. Bunu yapan otistik bir kişi bunu tam olarak ne zaman yapmaya başlaması, nasıl yapması ve ne zaman durdurması gerektiğini çözmüşse toplum bunun senaryolama olduğunu fark etmeyebilir. Yine de bu durum senaryolamadır. 

Fakat aynı şekilde havadan bahsetmesi gerektiğini düşünen bir otistik bunu tam olarak ne zaman yapması gerektiğini bilmediği için hiçbir sohbet yokken gidip havadan konuşmaya başlayabilir. Böyle durumlarda bu durumun senaryolama olduğunu anlamak çok daha kolaydır.

Elbette senaryolama yalnızca bir şeyden bahsetmek gerektiğini düşünüp bunu yapmak değildir. Bunu nörotipik otistik fark etmeksizin hepimiz yaparız. Senaryolama çok daha karmaşık bir süreçtir.

Birçok otistik senaryolama yaparken yalnızca hangi konulardan bahsetmesi gerektiğini değil, tam olarak ne demesi gerektiğini de düşünür ve bunları ezberler.

Örneğin: Otistik bir kişi tekrar tekrar kafasında bir diyalog oynatabilir.

“Merhaba.”

“Merhaba.”

“Nasılsın?

“İyiyim, sen nasılsın?”

“İyiyim, hava çok güzel değil mi?”

“Evet çok güzel gerçekten.”

Otistik bir kişi bu diyaloğu tekrar tekrar ezberleyinceye kadar kafasında oynatabilir ve diyalog beklediğinden farklı gelişince çok ciddi anlamda gerilebilir veya konuşmayı tamamen terk edebilirler.

Birçok otistik hayatının bir döneminde yanlış şekilde senaryolama yapar ve yanlış şeyi ezberleyip yanlış şekilde kullanır.

Mesela, otistik bir çocuk bir filmdeki ukala bir kişinin herkes tarafından sevildiğini düşünüp o karakterin tüm konuşma şeklini ve repliklerini kopyalayabilir. Fakat gerçek dünyada ukala tavır takınan kişiler pek de sevilmediği için, ve 45 yaşında bir iş insanı gibi konuşan çocuklar garip karşılandığı için otistik çocuk kötü tepki alabilir.

Senaryolama yapan çoğu otistik insan yanlış cümleleri kopyalama sorununu hayatında en az bir kez yaşar.

2- Senaryolama yapan birçok çocuk bunu oyunlarına da yerleştirir

Senaryolama yapan otistik çocuklar genelde bu ezber yapma pratiklerini oyun oynarken denerler. Hatta bu yüzden birçok otistik çocuk otizmin bir göstergesi olan senaryolama yapıyor olmalarına rağmen, evcilik oynadıkları söylenerek otizm teşhisi alamayabilirler. Ki bu bilgi de başlı başına yanlıştır. Birçok otistik çocuk evcilik oynamayı sever ve sık sık oynar. Bir çocuğun evcilik oynaması direkt olarak otistik olmadığı manasına gelmez.

Fakat bir çocuğun bebekleriyle senaryolama becerileri üstüne çalışması ile evcilik oynamak tam anlamıyla aynı şeyler değildir.

Birçok otistik çocuk kendilerini içinde bulabilecekleri durumları düşünürler ve orada insanların ne demesi gerektiğini hayal ederler. Diğer insanları, filmleri, dizileri izlerler ve kitap okurlar. Bu sayede kafalarında bir insanın tam olarak nasıl konuşması gerektiği ile ilgili bir resim çıkarırlar. Sonra da bu replikleri bebeklerini kullanarak pratik yaparlar.

Birçok otistik çocuk bebeklerine ezberledikleri lafları tekrar ettirerek, kendilerini o lafları söylerken hayal ederek oyun oynarlar.

Hatta sevdikleri insanlarla oyun oynarken de tam olarak bu yüzden spontane bir oyun gelişmesine izin vermeyebilirler. 

“Ne demek bana nasılsın diye sormayacaksın? Sana iyiyim demem gerekiyordu.”

Veya daha genel bir şekilde düşünürsek

“Ne demek tam beklediğim şeyleri söylemiyorsun? Beklediğimden başka şeyler söylersen ne gibi bir cevap vereceğimi bilemem ki.” 

3- Senaryolama maskelemenin bir parçasıdır

Senaryolama aslında yaşadığımız toplumun önemsedikleri şeyler yüzünden bu denli otistikleri etkileyen bir durumdur.

Toplum herkesin belirli şekilde oturmasını, oyun oynamasını, konuşmasını, vücudunu hareket ettirmesini ve arkadaş edinmesini bekler. 

Otistik çocuklar ve yetişkinler neredeyse hiçbir zaman bu beklentiye uyamazlar. Bu sebepten ötürü maskeleme yapmaya başlarlar.

Maskeleme otistik bir kişinin nörotipik gibi gözüküp toplumda görünmez hale gelebilmesi için yaptığı her davranışa verilen isimdir. Birçok otistik stim yapar, yani ellerini sallar, ileri geri sallanır, kendi etrafında döner. Bu davranışları başkaları tarafından tuhaf olarak algılanmama amacıyla yapmak maskelemedir. Veya otistiklerin hatrı sayılır bir kısmı göz teması kurmayı sevmez. Başkaları tarafından yargılanmamak ve taciz edilmemek için göz teması kurmak zorunda kalmak maskelemedir. Senaryolama da aynen bunun gibi bir şey.

Otistiklerin iletişim biçimleri toplumda kabul görmez. Birçok otistik “nasılsın” diye sorulduğu anda gayet dürüst bir şekilde günlerinin ne kadar korkunç veya ne kadar harika geçtiğinden detaylı bir şekilde bahsetmeye başlayabilirler. Çoğu otistik “nasılsın” sorusunun yalnızca öylesine söylenen bir soru olduğunu ve buna her zaman “iyiyim” diye cevap verilmesinin beklendiğini hemen anlamaz. Bunu hemencecik çözebilmek çoğu otistiğin beceremediği bir durumdur.

Tam bu esnada senaryolama devreye girer. Otistik kişi çevresini izlet, başkalarının nasıl davrandığını izler, hangi davranışın ödüllendirildiğini ve hangisinin cezalandırıldığını izler ve iyi görülen lafların hepsini ezberlemeye başlar.

Birçok otistik çocuk sırf topluma uyum sağlayamadıklarını sezdikleri için çocukluklarının hatrı sayılır bir parçasını “söylemeleri gereken” lafları ezberleyerek geçirirler. Bu yüzden birçok zaman senaryolama maskelemenin bir parçasıdır.

4- Genelde bir eksiklik hissi yüzünden ortaya çıkar

Birçok çocuk senaryolama dediğimiz davranışı kendisinde belirli bir eksiklik sezdiği için yapmaya başlar. 

Birçok otistik bu durumu “sanki herkes benim bilmediğim kuralları biliyor” diye açıklar.

Birçok otistik sanki sosyal kurallar kitabı diye bir kitap varmış da, kendilerine bu kitabı veren hiç kimse olmamış gibi hisseder.

Bu yüzden birçok otistik kişi için (özellikle hayatlarında nöroçeşitliliği savunan destekçiler yoksa) dünyadaki en önemli görev diğer insanlar gibi iletişim kurmaya başlamak olabilir. Birçok otistik bu şekilde senaryolama yapmaya başlarlar.

Hatta bazı otistik kişiler bu eksikliği o kadar derinden hissedebilirler ki, senaryolama yapmak hayatlarının en büyük parçalarından birisi haline gelebilir. Sürekli belirli lafları ezberlemeye çalışabilir ve hatta ezberlemeleri gereken şeyleri biriktirip saatlerce üstünde çalışabilirler.

5- Ekolali şeklinde de ortaya çıkabilir

Senaryolama dediğimiz durum birçok zaman maskeleme yapmak için kullanılsa da, her otistik için bu durum aynı değildir. Bazı otistik kişiler çevrelerindeki kişileri, filmleri dinlerler ve hoşlarına giden kalıpları tekrar etmeye başlarlar.

Örneğin: Bir filmde karakterin söylediği bir şeyi çok seven otistik çocuk bu şeyi tekrar tekrar yineleyebilir. 

Bu davranış da aslında stim olarak kabul edilebilir. Otistik kişi sevdiği bir cümle görüp onu kendi başına tekrarlar. Tekrarladıkça rahatlar, cümlenin veya kelimenin tınısı kişinin hoşuna gider ve bu sayede duygusal regülasyonu kolaylaştırır. 

Bu konuda iyi bir yaklaşım olduğunu düşündüğüm yaklaşım, müdahale etmemek ama aynı zamanda teşvik etmemek.

Birçok zaman otistik kişiler bu davranışı sergilediklerini fark etmeyebilir ve dışarıdan birisinin bunu anlamış olması kişide utanç duygusuna sebep olabilir. Bunun yanı sıra teşvik etmek ise istemsizce olsa da maskeleme davranışını teşvik etmek şeklinde de sonuçlanabilir. 

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.