Ton ataması yapmak nedir ve nasıl zarar verir?

Yanyana bir adet renkli analog telefon ve beyaz akıllı telefon var
Yanyana bir adet renkli analog telefon ve beyaz akıllı telefon var
NEOSiAM 2021 adlı kişinin Pexels‘daki fotoğrafı

Ton ataması, bir kişinin başka birinin söylediklerinin içeriğine değil onu ne niyetle söylediğine bakarak dediklerini yorumlama eylemidir. Otistik olmayan kişiler sıklıkla otistiklerin tonuna doğru olmayan anlamlar yükler ve buna göre tepki verirler. Ton ataması otistik kişilerin sürekli baskı altında hissetmesine, kendilerini ifade etmeye çekinmelerine ve yanlış anlaşılmalara sebep olabilir.

Ton ataması yapmamayı en zorlaştıran sebeplerden bir tanesi, alistik kişilerin (yani otistik olmayan kişilerin) iletişiminde ton ataması yapmanın sıklıkla normal ve işe yarayan bir yöntem olması. Alistik kişiler için iletişim, sözel iletişimden ziyade vücut diline ve ses tonuna verilen önemle gerçekleştirildiği için, otistik kişilerin aynı şekilde iletişim kurmadığını anlamak zor olabiliyor.

Alistik iletişiminde ton atamak çok faydalı ve içgüdüsel bir yöntem. Birilerine ton atayarak karşınızdaki kişinin sizden hoşlanıp hoşlanmadığını, sizden bir şey isteyip istemediğini veya size sinirli olup olmadığını anlamak bu tarz iletişimde ciddi bir zorunluluk. Eğer alistik bir kişi düzgün şekilde çevresindekilerin tonlarını okuyamacak hale geldeydi, hayatı kısa sürede çok ama çok zorlaşırdı. 

Bu noktada sıkıntı şu ki, otistik insanların hatırı sayılır bir kısmı alistikler gibi rahat rahat tonlarını kontrol etme becerisine sahip değil ve başka insanların tonlarını da düzgün şekilde okuyamıyor. Yani otistik olmayan kişiler ses tonlarını ve vücut dillerini hiçbir sorun olmadan duruma göre ayarlarken ve başkalarının vücut dillerini de bu standarda göre değerlendirirken, otistikler açık bir şekilde bu standardın dışında kalıyor. 

Fakat otistiklerin bu ton atama ve tonunu duruma göre düzenleme oyununa uyamaması, çevrelerindeki alistiklerin onları bu standarda göre değerlendirmeyi keseceği anlamına gelmiyor. Bu yüzden birçok alistik kişi çevrelerindeki otistik kişilerin ses tonunu çok dikkatle dinliyor, vücut diline gerekende fazla anlam yüklüyor ve buna göre onları yanlış şekilde değerlendirmiş oluyor. 

Ton atamasının nasıl yapıldığını ve bunun nasıl zararlara sebep olabildiğini anlamak, bu hareketi elden geldiğince durdurmak için en önemli adım olabilir. Bu yüzden ton atamasının ne şekillerde yapılabildiği ile ilgili birkaç örnek sıralayacağım: 

1- Otistik kişinin tonuna söylenilen şeyden daha fazla değer vermek 

Otistik insanların geneli için söylenen sözler o sözlerin ne tonda söylendiğinden daha önemlidir. Bunun farkında olmayan alistik kişiler, otistik yakınlarının söylediklerini yanlış şekilde değerlendirebilir ve bu yüzden sık sık tartışmalar çıkabilir.

Örneğin, “neden böyle yapıyorsun” diye soran otistik bir kişi gerçekten de bir şeyin neden bu şekilde yapılması gerektiğini kavramaya çalışıyor olabilir. Fakat bu soruyu sorarken ses tonunu ve vücut dilini çok spesifik bir hale getirerek sormadıysa alistik kişi bu soruyu meydan okuma, sorgulama veya tartışma çıkarmaya çalışma şeklinde algılayabilir. 

Söylenen kelimelerdense nasıl söylendiğini önemsemek alistik kişiler için çok içgüdüsel olduğu için, bu noktada yapılırsa en işe yarayacak şey elden geldiğince kelimelere odaklanmaya çalışmak ve yine de akılda şüphe kalırsa açık açık söylenilen şeyin anlamını sormaktır. 

Bir şeyi yanlış anlıyor olabileceğinizi düşünüyorsanız ima ederek derdinizi açıklamaya çalışmak yerine açık açık otistik yakınınıza düşüncelerinizi söylemeniz iletişimi çok daha kolaylaştıracaktır. 

2- Otistik kişinin vücut dilini aşırı analiz etme

Birçok otistik kişi alistik kişiler kadar vücut dillerini yönetme becerisine sahip değil. Alistik kişilerin vücutları otomatik olarak duruma uygun bir hale gelirken veya az bir çabayla duruma göre ayarlanabilirken, otistik kişiler için bu çok daha fazla efor gerektiren bir eylem. Tam da bu sebepten ötürü otistik insanların vücut diline bakar bakmaz ne hissettiğini ve ne demeye çalıştığını anında anlayabileceğimizi düşünmek başlı başına ciddi sıkıntılar yaratacak bir hata. Bu yüzden otistik bir kişiyi vücut diline göre yargılamadan önce, bahsedilen kişinin dışarıdan nasıl gözüktüğünün farkında dahi olmadığı ihtimalini akıldan çıkarmamak çok önemli.

3- Göz temasına aşırı odaklanma

Otistik olmayan çoğu kişi için göz temasının anlamı çok büyük. Göz teması bir kişiyi gerçekten dinleyip dinlemediğinizi, önemseyip önemsemediğinizi ve hatta bir kişiyi gerçekten sevip sevmediğinizi belli eden bir işaret. Fakat otistiklerin hatırı sayılır bir kısmı için göz teması çok stresli ve hatta kimi zaman fiziksel olarak acı veren bir deneyin olduğu için, göz temasına aşırı anlam yüklemek otistik kişiyi çok yanlış anlamaya sebep olabilir. Alistik bir insan için göz teması kurmak öğretmenini dinlediği anlamına gelirken, otistik bir öğrenci için göz teması kurmak çok fazla odaklanma gerektirdiği için dersi dinlemeye engel olan yegane şey haline gelebilir. Sırf göz temasına bakarak otistik bir kişinin be hissettiğini ve ne düşündüğünü anlamaya çalışmak neredeyse her zaman başarısız sonuç verecek bir hareket. 

4- Mimikleri aşırı analiz etme

Otistikler sıklıkla yanlış yerde yanlış mimik yapma ile bilinirler. Birçok otistik cenazelerde gülümseyebilir veya mutlu olunması gereken anlarda kenarda kaşlarını çatarak oturabilir. Bu tarz mimikler çoğu otistiğin tamamen istemsiz yaptığı ve sıklıkla farkında dahi olmadığı mimikler. Bu mimikleri yapmanın sebebi genelde nasıl davranacağını bilememek veya strese girip istenmeyen bir mimik yapmak oluyor. Fakat bu mimiklerin istemsiz olduğunu bilmeyen kişiler çevrelerindeki otistikleri sıkıcı, sinir bozucu ve hatta acımasız olmakla dahi suçlayabiliyor. Otistikler için mimikler iç dünyanın göstergesi değil. Bir otistiğin gülümsemesi veya kaşlarını çatması mutlaka mutlu ve sinirli olduğu anlamına gelmiyor. Bu konuda iletişim kalitesini arttırmak için yapılabilecek en iyi şey sorabiliyorsanız otistik kişiye böyle anlarda nasıl hissettiğini sormak, soramıyorsanız hemen bir sonuca varmadan önce olabildiğince dikkatle yakınınızı izlemek.

5- Ses yüksekliğini kötüye yorma

Mimikler ve ses tonunda olduğu gibi ses yüksekliği de birçok otistik kişinin kontrol etmekte en başarılı olduğu unsurlardan bir tanesi değil. Birçok otistik kişi ne zaman yüksek sesle, ne zaman alçak sesle konuşması gerektiğini çözemiyor. Hatta o anda alçak sesle mi yoksa yüksek sesle mi konuştuğunu dahi çözemeyen otistik sayısı da oldukça fazla. Zaten mimikleri istenilen şekilde olmayan ve belki ses tonunu da ayarlayamayan bir kişi bir de üstüne ses yüksekliğini de ayarlayamayınca, yanlış şekilde algılanmaması neredeyse imkansız oluyor. 

Otistik insanlar hayatları boyunca tekrar tekrar yanlış anlaşıldıkları zaman bu onlara ister istemez ciddi seviyede zarar verebiliyor. Birçok otistik insan çevrelerindeki herkes tarafından yanlış anlaşıldıkları için her yerde maskeleme yapma yolunu seçebiliyor. Bazı otistikler ise yanlış anlaşılacakları varsayımında bulunup kendilerini ifade etmekten tamamiyle vazgeçiyor. 

Zaten ton atamamaya çalışmak için en büyük sebep de bu. Neredeyse herkes tarafından yanlış anlaşılan ve davranışları yanlış yorumlanan otistikler için en azından yakınları olarak güvenli bir alan yaratabilmek, uzun vadede çok faydalı olacaktır. En azından birkaç kişiye güvenebileceğini düşünen otistik kişilerin tüm dünyadan kopmak zorundaymış gibi hissetmeyecekleri açık ve net. 

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.