Otistiklerin Dinleme Deneyimi: Dikkatimi Verip Vermediğimi Çözemiyorsunuz // Çeviri

Turuncu bir arkaplanın önünde kırmızı kazak giyen genç bir kadın beyaz kulaklıklar takıyor.
Turuncu bir arkaplanın önünde kırmızı kazak giyen genç bir kadın beyaz kulaklıklar takıyor.
Sound On adlı kişinin Pexels‘daki fotoğrafı

Çoğu zaman bir şeye dikkatimi verdiğimi anlamıyorsunuz bile.

Konuşmaları her zaman dikkatli bir şekilde dinlediğimi iddia etmiyorum. Bir konuşmayı dinlemiyor olma ihtimalim gayet yüksek, ama dinliyor olsam da bu dışarıdan bir bakışta anlaşılmayabilir.

Yanlış yere bakıyor olabilirim (zaten kesinlikle göz teması kurmuyor olacağım), başka bir şeye odaklanmış gibi gözükebilirim (özellikle ortamda ağacın rüzgarda sallanması gibi hareketli bir nesne varsa), tabletle oyun oynuyor bile olabilirim. 

Ama bunlar dinlemediğim anlamına gelmiyor. Aksine yukarıda bahsettiğim şeylerin çoğu daha iyi dinlemem konusunda yardımcı oluyor. 

Bazen kullandığımız dil kulağıma bildiğim bir dilmiş gibi gelmiyor. Heceler kulağıma giriyor ama beynime ulaşana kadar (veya beynime ulaştıklarında) karmaşık bir yığına dönüşüyorlar. Eminim ki bazıları bu durum yüzünden ek olarak Santral İşitsel İşlemleme Bozukluğu benzeri bir tanı almış olabilir, ama ben almadım. Ben bu durumu otizmimle alakalı bir duyu işleme süreci olarak görüyorum.

Sonuç olarak, kelimeleri duyuyorum ve anlamam gerekiyor ama anlayamıyorum. Bu sürekli olan bir şey değil. Bu durumun bir sürü faktöre bağlı şekilde ortaya çıktığını söylesem eminim birçoğunuz beni anlayabilirsiniz. 

Diyelim ki göz teması kurmaya çalışıyorum. Bu durumda kelimeler bir kulağımdan girip diğerinden çıkıyor. Duyduğum şeyler hiç anlamlı olmuyor. Eğer arka planda çok fazla ses varsa ve ADİS1 cihazımla bir şeyler yazmaya çalışıyorsam bu durum iyice kötüleşiyor.

Fakat dikkatimin küçük bir kısmını alan bir şey yaptığımda – stim yapmak veya kolay bir sudoku gibi (ki artık çoğu sudoku bana çok kolay geliyor, bu konuda çok iyiyim)-  sizi anlamam kolaylaşıyor. 

Yani çoğu zaman dinliyormuşum gibi gözükmüyorum, ama dinliyorum.

Ve bu da birçok konuşmadan dışlandığım anlamına geliyor.

Birçok konuşmada benim yerime konuşuluyor.

Kendi sözümün bir değeri yokmuş gibi hissettiriliyorum.

Sırf nörotipik standartlar çerçevesinde uygun ı-olmayan bir şekilde dinliyorum diye.

Ama yine de dinliyorum. Dinliyorum, konuşmaya katılıp katılamayacağımı çözmeye çalışıyorum (Söyleyecek akıllıca bir şeyim var mı? Gerekli bir şey? Belki paylaşabileceğim bir bilgi?) ve sonrasında konuşmaya dahil olduğumda insanlar şaşırıyorlar. Şaşırmamaları lazım. Diplerinde oturuyordum. 

Görünen o ki, sırf göz teması kurmadığım, yüzlerine bakmadığım veya bahsedilen objeye bakmadığım için hemen konuşmadan eleniyorum. Konuşmaya katılmak istemediğim varsayılıyor. Ama çoğunlukla istiyorum. Konuşmanın bir parçası olmak istiyorum, yalnızca iletişim ihtiyaçlarımın oldukları gibi kabul görmesine ihtiyacım var.

Beni olduğum gibi kabul edebilir misiniz? 

[1]Alternatif Destekleyici İletişim Sistemi

Orijinal metin: https://neuroclastic.com/autistic-listening-you-cannot-tell-if-i-am-paying-attention/

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Hakkında yorum “Otistiklerin Dinleme Deneyimi: Dikkatimi Verip Vermediğimi Çözemiyorsunuz // Çeviri”