Ekibimizle Tanışın! // Vin

Vin kırmızı saçları ve siyah şapkasıyla ellerini önünde kavuşturmuş. Üzerinde gri bir elbise ve içinde siyah bir uzun kollu var. Gözleri yana bakıyor. Boynunda yaka kartı bulunuyor.

Merhaba! Ben Vin, 21 yaşındayım. Otistik ve bipolar bir üniversite öğrencisiyim. Bilgisayar mühendisliği okuyorum, belli bir süredir de internette freelancer grafik tasarımcı olarak çalışıyorum. Bunların yanı sıra aktivistim. Merhaba! Spektrum’un tasarımcısı ve websitesinin geliştiricisiyim. Genelde site ve tasarımla uğraştığım için çok yazı yazmasam da buralarda, bunu değiştirmek açısından ilk olarak tanıtım yazımla başlamak istedim.

Aktivizm, benim için bir noktadan sonra sorumluluğa dönen bir eylem açıkçası. Bu zorunlu yaptığım anlamına gelsin istemem ama bu saatten sonra seçeneğim olduğunu düşündüğüm bir konu değil. Çünkü benden önce tanıtım yazısı yazmış olan arkadaşım Deniz’den çok bir farkı yok hikayemin. Ben belli bir yaşa geldim, bu saatten sonra tek istediğim kimse benim yaşadığım ayrımcılığa, zorbalığa maruz kalmasın. Hala hayatımın her köşesinde var ayrımcılık, damgalama, sağlamcılık. Hala gündelik olarak karşılaştığım durumlar. Ama insanların buna tepki vermemize verdiği tepkilerden anladığım bir şey varsa, o da bu sağlamcı bakış açısının yakın zamanda pek de değişmeyeceği yönünde. Yine de, bizden sonra bu yollardan geçecek her otistik için savaşmaya değer. Çünkü kendime karşı umudumun olmaması, sağlamcı yaklaşımlarıyla değerimi biçen herkesin eserdir. Ne otizmimin ne de nöroçeşitliliğimin “ben” olmamı engellemesi söz konusu değildir, benliğim onlarla beraber “ben” çünkü.

İnsanların otistik, bipolar ya da genel olarak nöroçeşitli olmamla olan dertleri, bunları ötekileştirmesi benle alakalı değildir. Bu onlarla alakalıdır. Onların sağlamcı zihniyetinin eseridir. Buna inanıyor ve bunu savunuyorum. Elbet, çoğu konuda destek ihtiyaçlarım sağlam bireylere göre fazladır. Ama bu bana gereken fazladan desteğin ihtiyaç olduğu gerçeğini değiştirmez. Nasıl sağlam bireylerin ihtiyaçları varsa, benim de var. Otistik kişilerin de var. Başta da belirttiğim gibi, aktivizmim temel amacı ışık tutmaktır. Otistik kişilerin haklarını savunuyorum ben. Erişilebilir dünya istiyorum. Bunlar benim aktivizmimi aktivizm yapan şeyler, kendime aktivist dememin nedenleridir.

Ben, çocukluğum boyunca kırık bir ayna gibiydim. Kendim olmanın yanlış olduğunu düşünerek büyüdüm. Sürekli diğer insanları kopyaladım ve bunda da başarısızdım. Kırık olması oradan geliyor. Sosyal ilişkileri asla anlayamadım, alt mesajları, hatta benimle dalga geçildiğini bile çoğu zaman anlamazdım suratıma gelip biri söyleyene kadar. Bu, bana zarar veren bir sürü insanın aslında iyiliğimi düşündüğünü inanmama sebep oldu. Senelerce yanlış, bozuk, eksik olanın ben olduğunu zannettim. Sanki bu mükemmel işleyen düzende tek uyumsuz olan benmişim gibi geliyordu. Herkesin yazılımı onlara ne yapması gerektiğini söylüyordu ve benim yazılımım hatalarla doluydu.

Bu durum sadece sosyal açıdan da böyle kalmıyordu. Duyular, hissiyat, motor becerileri. İnsanlar bunları istedikleri gibi yönetebiliyordu, istedikleri şekilde kullanabiliyorlardı. İnsanlar birileri onlara dokununca saatlerce aynı hissiyatı hissetmiyorlardı, dokunuşları silmeye çalışmıyorlardı. Yanlarından geçen ambulans sesi kendilerine vurmalarına sebebiyet verecek kadar kafalarında kaosa yol açmıyordu, ne hissettiklerini dümdüz ifade edebiliyorlardı, ağızlarından istedikleri kelimeler çıkıyordu. Kelimelerini kaybettiğimi ifade etmem, diğer insanların anlayabildiği bir şey değildi.

Ben özel ilgi alanlarıma çok bağlıyım, bunlar benim için grafik tasarım ve kodlama. Bu konular üzerine 8 yıldır eğiliyorum. Otizmimin getirdiği, çoğu kişinin senelerce “takıntılar” olarak gördüğü özel ilgi alanlarım bana kendimi ifade etmek için yeni yollar açtılar. Bu konularda beni destekleyen ailem sayesinde şu an, çok da iyi bir üniversitede olmasa da, okuduğum bölümde sevdiğim alanlar üzerine eğiliyorum ve okuyorum.

Otistik olduğumu öğrendiğimden beri, yazılımımın hatalarla dolu olmadığını biliyorum. Sadece farklı bir işletim sistemiyle çalışıyorum. Ve bu farklılık, oldukça olağan bir varyasyon. Otistik olmam, ben olmam, utanılacak ya da saklanacak bir şey değil. Kendim olmaktan, kendimle olmaktan çok memnunum. Bu demek değil ki zorluklar çekmiyorum. Çekiyorum. Ama bu kendimle gurur duymam ya da kendimi sevmemin önüne geçecek bir şey değil. Nöroçeşitli kimliğimi sonuna kadar savunacağım ve nöroçeşitli insanların haklarının savunuculuğunu içerden bir ses olarak devam ettireceğim.

Belki de engelli oluşumla düzensizliğe sebep oluyorum. Tek tip sağlam insan modelini yıktığım gibi, sağlamcıların olmamı beklediği malum engelli de olmuyorum. Ama dünya zaten düzensizlik üzerine kurulu. Entropi diyoruz buna. Düzensizlik yaşam getiriyor, tek kalıp ayrımcılık ise ölüm.

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir